Nuh Albayrak: “Gazetecilik bir yaşam biçimidir”

21

Daha lise yıllarındayken gazetecilik mesleğiyle tanışmasını “Liseler arası yarışmada dereceye girmiştim ve o dönemde yazılarım Seydişehir Postası gazetesinde yayımlanıyordu” sözleriyle ifade eden Nuh Albayrak, o dönem yazdıklarının çok önemli olmadığını ancak gazeteciliğin kendisinde bıraktığı tesirin çok kıymetli hale geldiğini sözlerine ekledi ve gazetecilik mesleğinin çok onurlu, şerefli bir meslek olduğunu söyledi.
Ülkemizde iletişim fakülterinin her yıl yüzlerce gazeteci adayını mezun ettiğini söyleyen Albayrak, bu gerçeklikten hareketle, meslekte devam etmek isteyen mezunların standartların üzerine çıkması gerektiğini vurguladı.
“Gazetecilik bir yaşam biçimidir” diyen Nuh Albayrak, “Gazetecilik, meslekten ziyade bir hayat tarzı, bir yaşam biçimidir. Her meslekte olduğu gibi gazetecilikte de mesleki zorluklar vardır. Ayrıca gazetecilikte sorumluluk bilinci çok önemlidir ” diyerek eğitime katılan yeni nesil gazeteci adaylarına tavsiyelerde bulundu.

Söyleşi: Ömer AKKOYUN  Fotoğraf: Yüksel ERDOĞAN

Nuh Albayrak’ı tanıyabilirimiyiz.?

1960 Konya Doğumluyum. İlköğretim ve Ortaokul tahsilini Konya’da tamamlamıştır. Lise döneminde edebiyata olan merakım yerel gazetelerde zamanla başyazı yazmamı sağlamıştır.
80 öncesi İstanbul İDMMA Galatasaray Mühendislik İnşaat Bölümünden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldum. 1 sene mesleğimi yaptım ancak işe alışamamış, gazeteciliğe geri dönüş yapmaya karar verdim.
1982 yılında Türkiye Gazetesi Teknik servisinde pikajör çırağı olarak işe başladım. Ardından gazeteci çırağı olarak Yazı İşleri’ne geçtim.. Daha sonra Türkiye Gazetesi’nin neredeyse tüm birimlerinde çalıştım.
2007 yılında Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlendim. Türkiye Gazetesinin haber anlayışından, yazar kadrosu ve logosuna kadar tüm değişimlerinde aktif rol aldım.
7 sene bu görevi üstlendim, ardından Star Gazetesi’nde Yayın Koordinatörlüğü görevine ve 2015 yılından bu yana Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevine geldim. Evli ve iki çocuk babasıyım.

Çocukken Sorduklarında “ Ne olacaksın “ diye, Gazeteci olacağınızı düşünmüşmüydünüz ?

Hayır. Hiç düşünmezdim. Ortaokuldan sonra tahsilimi devam ettiremezsem, ‘hiç değilse bir sanatım olsun’ diyerek meslek lisesine yazıldım. Zaten o gün içerisinde bulunduğum ortam, beldemizin kültür durumunu filan dikkate aldığınızda, çok bilinçli bir hayata hazırlanma dönemim olmadı. Lise hayatımda da bir edebiyat öğretmenimin teşvikiyle yazılar yazıp, kompozisyon yarışmalarına katıldım. Akabinde yerel gazetelerde yazılarım yayınlanmaya başladı.


Hayat ile olan Mücadele nasıl nasıl başladı?

Yola çıkmadan önce içinde bulunduğumuz şartlar, bugünlere zorladı. Biz 6 kardeşiz. Babam, köyde tarımla uğraşan birisiydi. Kazandığı parayla, kıt kanaat geçinebiliyorduk. Dolayısıyla şahsi olarak bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Eğer gelecek için ayakta kalmayı, hayatınızı bir şekilde idame ettirmeyi istiyorsanız, mücadele etmek zorundasınız. Maalesef Mücadele etmeden olmuyor.

Sizin için Gazeteciliği cazip kılan neydi ?

Zihninizin ürünü olan bir şeyin bir yerde yayınlanması, birilerinin onu okuduğunu düşünmek, çok farklı bir duygu. İşte gazeteciliğin cazibesi, esprisi bu. Bunu o zamanlar gördüm ve yaşadım. Sonra hayatın beni farklı yönlere sürüklemesinden ötürü, mühendislik okudum. Mühendislik okuduktan sonra 1 yıl çalıştım. Sonra gazeteciliğe döndüm.

Gördüğümüz kadarıyla düşündüklerinizi yazıya döken birisiniz. Edebiyatla ilgili bir meslek de yapabilirdiniz? Neden gazetecilik?

Çünkü, gazetecilik mesleği çok onurlu, şerefli bir meslek Yazıp çizme duygusunu çok erken yaşayan birisiyim. , o dönem yazdıklarımın çok önemli olmadığını ancak gazeteciliğin bana bıraktığı tesirin çok kıymetli olduğunu söyleyebilirim. O duygunun güzelliğini tarif edemem. Mühendislik okuduktan sonra, şartlar gereği işsiz kaldım. Sonra bir fırsat doğdu. Türkiye Gazetesi’nde Teknik Servis Birimi’nde, çırak denilebilecek bir pozisyonda işe başladım. Sırf bir gazetenin bünyesinde bulunup, o havayı teneffüs etmek için.

Yani gazeteciliğin cazibesi sizi oldukça etkilemiş.

Aynen öyle. Başlangıçtaki düşüncem, sadece gazete hazırlanan bir yerde bulunmaktı. Ondan sonra tek tek basamakları çıkarak Genel Yayın Yönetmenliği’ne kadar geldim. Bu mesleğin eğitimini almadım. Ama yeniden bir meslek seçmemi isteseler, bir defa daha seçerim gazeteciliği. Yalnızca cazibeden ötürü değil, topluma faydalı işler yaptığımızı düşünmek, vicdanen bunu tasdik etmek, beni mutlu ediyor.

Gazetecilik için Neler Söylemek İstersiniz ?

“Gazetecilik bir yaşam biçimidir”
“Gazetecilik, meslekten ziyade bir hayat tarzı, bir yaşam biçimidir. Her meslekte olduğu gibi gazetecilikte de mesleki zorluklar vardır. Ayrıca gazetecilikte sorumluluk bilinci çok önemlidir”

Bugün Türkiye’nin önde gelen bir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni’siniz. Sahip olduğunuz Konumu biraz anlatırmısınız ?

Geldiğim yeri unutarak yaşamıyorum. Yaşamadım da. Tam aksine, toplumda kendi meslektaşlarımız arasında farklı bir şekilde, farklı sektörlerde, bahsettiğiniz unutmaların sonunda karşılaşılan travmaları gözlemliyorum. Şu an sahip olduğunuz unvanın, bulunduğunuz konumdan dolayı kaynaklandığı unutursanız, şahsınızla ilgili olduğunu düşünürseniz, işte tehlike orada başlıyor. Ben şunu çok iyi biliyorum. Buradan ayrıldıktan sonra, rehberime kaydettiğim isimlerin birçoğuyla görüşmeyeceğim. Bugün telefonum sürekli çalıyor olabilir. Ama buradaki görevim bittikten sonra bir daha belki de hiç çalmayacak. Kısaca, öncesinde ne isem, şimdi de aynı kişiyim.

Gazetenizin yayın politikasını nasıl izah edersiniz?

Ticari amaçlı bir gazete çıkarmaktan ziyade, Türkiye’deki muhafazakâr kesimin, asıl Türk toplumunun, muhatap olduğu birtakım tehlikeleri görerek, sırf o toplumun endişelerini, mağduriyetlerini dile getirmek amacıyla yola çıkmış bir gazeteyiz.

Kalabalık bir Ekibin başındasınız. farklı kültüre, inanca sahip olan insanlar da vardır. Onları idare edip, yönetmek de zor olsa gerek. Nasıl bir Patronsunuz ?

Elbette ki. Yöneticiliğin zor olduğunu gördüm ve görüyorum. Fakat şunu söylemek isterim; Ben Patron değilim. bugün Türkiye’de en büyük problemin, en büyük eksikliğin samimiyet olduğunu düşünüyorum. Nerede olursa olsun fark etmiyor. Burada ben samimiyetin avantajını kullanıyorum. Gazetede son derece samimi bir ortamımız var. Bir işte alçak gönüllük ve samimiyet oldu mu başarı geliyor zaten.

“Rol model Patron” örneği verecek olursanız aklınıza gelen bir isim varmı ?

Bir Japonya Seyahatinde Sakıp Sabancı’yı yakından tanıma fırsatım olmuştu. Japonyalı iş ortakları ile toplantısı vardı. Toplantı Salonu önünde, ellerinde dosyalarına meraklı gözlerle baktığımı görmüş olacak ki, bak dedi. “ Görüşme yapacağın insanı ve ortamı tanımak için, hazırlıklı olmalısın. Randevuna erken gelmelisin. Bulunduğun havayı koklamalısın, karşındakinin nabzını anlamalısın onu çözmelisin. Kimdir, neyin nesidir? Ne sever ne sevmez ? Konsantre bir biçimde hazırlanmalısın. Her toplantı bir maçtır, adeta.” O zaman anladım ki dosyalarını neden yardımcılarına taşıtmadığını, neden kendisinin taşıdığını yakınen şahit olmuştum. Türkiye Sevdalısı ve Çok çalışkan bir insandı. Toprağı bol olsun. Allah gani gani rahmet eylesin. Gerçekten Patron kolay olunmuyor. Ve Patron olmak gerçekten bir meziyet olduğuna inanıyorum. Tüm Patronlara kolaylıklar diliyorum. İstihdam, Ekonomi ve Ülkeye katkı sağladıkları için çok teşekkür ediyorum.

“ Fotoğraf makinem hep omuzumdadır. Toplantı ve seyahatlerde, bir muhabir gibi fotoğraf çekerim.”

Gazete ve Gazete dışında zaman nasıl akıyor, Hobilerinizi öğrenebilir miyiz?
Tüm zamanlarımı Gazete geçiriyorum diyebilirim. Günlük toplantılar, Ülke gündemi çok hızlı ve değişim göstermekte.Çalışmalarımızı ekibimizle birlikte iç içe geçiriyorum. Gazete dışında ki zamanlarda, Bahçe işleriyle uğraşmayı severim. Kendime ait küçük bir bahçem bulunmakta. Bu noktada zaman zaman, ‘keşke babamdan biraz daha fazla bahçe işlerini öğrenseydim’ diyorum. Ağacın dilinden anlamak çok önemli. Fotoğraf çekmeyi çok severim. Yayın yönetmenleri ile birlikte katıldığımız seyahatlerde, gerçek anlamda bir genel yayın yönetmeni olamayışım ortaya çıkıyor. Ben hep fotoğrafla uğraşırım.“ Fotoğraf makinem hep omzumdadır. Toplantılarda kalkar, bir muhabir gibi fotoğraf çekerim.” Dünden bugüne Fotoğraf makinesi koleksiyonu biriktiriyorum. Fırsat Buldukça Milli Takım ve Beşiktaş maçlarını kaçırmamaya dikkat ediyorum.

Seyahat ile aranız nasıl? Çok seyahat eder misiniz?

Gezmeyi çok severim. Belki de gazeteciliğin getirdiği sıkıntıları gideren etken o. Çok gezerim. Gazeteciliği yapmıyor olsaydım gittiğim ülkelerin hemen hemen hiçbirisine gidemezdim.
“ Bir insanın memleketine, ülkesine faydalı olması için ilk önce kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor. Bu da çok büyük yerlere gelerek, çok büyük adam olarak değil, ulaşılamayacak bir İnsan olmaktansa kolay ulaşılan ama çok yüksekte olmayan bir İnsan olmayı tercih etsinler.”

Genç Gazeteci adayları ve Girişimcilere neler söylemek istersiniz ?

Ülkemizde iletişim fakültelerinden her yıl yüzlerce gazeteci adayı mezun oluyor. Bu gerçeklikten hareketle, meslekte devam etmek isteyen mezunların standartların üzerine çıkmalarının gerektiğini bilmeleri lazım.
Günümüzde bireysel olarak herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşmak eskiye nazaran çok kolay. Teknolojinin hızla değiştiğini, buna ayak uydurmanın gerekliliğini unutmamak lazım. Aynı zamanda gelişen teknolojinin bireysel gelişime katkısı tarşılamaz. Kendilerini yetiştirsinler. Şartlar müsait. İyi insan olma yolunda çalışmalarını öneriyorum.

Ülkemizde iletişim fakültelerinden her yıl yüzlerce gazeteci adayı mezun oluyor. Bu gerçeklikten hareketle, meslekte devam etmek isteyen mezunların standartların üzerine çıkmalarının gerektiğini bilmeleri lazım.